Kilis Vakfı .

Mercidabık Savaşı ve Kilis

Kategori: Kilis HakkındaEklenme Tarihi: Ağu 16th, 2012Ekleyen:

Osmanlı Padişahı, 1514′te Çaldıran’da Şah İsmail’i yendikten sonra, Dulkadiroğlu Beyliği resmen Osmanlı Devleti topraklarına katılmıştı . Padişah zaten Dulkadir hanedanı ile akrabaydı Kölemen topraklarına sınırdaş olan bir beylik,Yavuz’un üssü konumuna girmişti . Aslında tüm Güney-Doğu Anadolu Oğuz Boylarından oluşan Türkmenlerin elindeydi . Kuzey Suriye’den Toros Dağları’na kadar, stratejik önemdeki geniş bir alanda yaşayan halk da, Kölemenler de Türktü . Sorun ;hangi Türk’ün egemen olacağıdır.

Yukarıda ayrıntılı olarak boy ve oymaklarını açıkladığımız Türk halkı ile Osmanlı toplumu arasında din aynmı da söz konusu değildir . 27 Temmuz 1516′da Yavuz Sultan Selim,Türk Memluk sınırlarını geçti . Bu tarihe kadar,İran topraklarında Şah İsmail üzerine mi, yoksa Mısır Türk Kölemen Devleti üzerine mi gideceğini gizli tuttu .

Amaç, Mısır’daki Türk Devletidir . Bu tarihten sonra amaç açıkça belli olmuştu . Melik-il Eşref Sultan Seyfudin Kansuhü’il Guuri min Baybardi de,durumu önceden sezmiş ve hazırlığını ona göre yapmış, Halep yakınlannda üslenmişti . 80 000 kişi askeri, zamanın tankı sayılan filleri ve zengin hazineye sahip ; şair, Arapça ve Farsça ya vakıf bir tefsir bilginiydi . Fakat, 80 yaşında ; oldukça eskimiş bir devlet yapısına, nüfuz çekişmeleri yüzünden birbirini kıskanan askeri bir aristokrasiyle özürlüydü .

Memluk Sultanı beraberine, Üçüncü El-Mütevekkil-al- Allah Muhammed ile dört mezhep kadılarını almıştı . Manevi bakımdan da kendini güçlü buluyor, zengin hazinesinden yüz kantar altın ile iki yüz kantar gümüşü yanında taşıyordu . 0 da İstanbul’u alıp Osmanlıyı ortadan kaldıracaktı.

Her iki devlet başkanı, daha önce birbirleri üzerine sefer yapma fikrinde olmadıkları mesajini vermişlerse de, hedef saptırıp birbirini hazırlıksız yakalamak istiyorlardı .

Yavuz,yazdığı mektuplarında 80 yaşındaki sultana “Babam Sultan Hazretleri”, Sultan da;”Oğlum Sultan Hazretleri” deyimlerini kullanmışlar, sevencenlik gösterisi ile bibirlerini gafil avlamak istemişlerdir .

BARIŞ GİRİŞİMLERİ

Osmanlı Padişahı, sefere çıkmadan önce ; Rumeli Kazaskeri Zeyrekzade Rüknettin Efendi ile, Karaca Ahmet Paşâ yı Kansu’ya elçi olarak göndermiş, seferin Şii Şah İsmail üzerine olduğu mesajıni iletmiştir .

Mısır Türk Kölemenleri, Osmanlılarla savaşmak istemezlerdi .Buna çok özen gösterirlerdi .Ancak saldırılırsa şiddetle ülkelerini savunmakta kararlı idiler .Türkiye Türkleri ile, İran Türk Safevi devleti yanında dünyada üçüncü kuvvet olarak,Türk Kölemenler görünüyorlardı .

10 Ağustos 1516′da Yavuz’un elçileri, Halep’te Sultan Kansu’ya ulaşıp, Padişahın mesajını ilettiler.Fakat sultanın ordusu kuzeye doğru harekete geçmiş bulunuyordu .Osmanlı Padişahı da 30 Temmuzda,Tohma Çayı Savaş Meclisinde tarihi kararını almış, ordu yönünü, doğuya değil güneye çevirmişti .1 Ağusotos 1516 günü, Kansu’nun da Halep’ten kuzeye hareket ettiği haberi geldi .

3 Ağustos 1516 da, Diyarbakır Beylerbeyi Bıyıklı Mehmet Paşa askerleri ile,Osmanlı Ordusuna katılmış ve Mısır Sultanının Şah İsmail’e Osmanlıya karşı işbirliği önerisinde bulunduğu haberini getirmişti .Buna olanak kalmadan ileri hareketin sürdürülmesi kararı uygulandı .

Sultan Selim Han, 70 .000 kişilik dinamik bir ordu ile 300 yivli topa, ordusunun çevikliğine, üstün ateş gücüne, gençliğine güveniyordu . Daha iki yıl önce Çaldıran’da kazandığı zaferden aldığı moralle, askeri deha ve irade gücüne sahipti .

Malatya’ya kadar Güney ve Güney-Doğu Anadolu Mısır Sultanının egemenliği altındaydı . Kilis’te Suriye-Mısır Türk Kölemen Sultanlığı’nın sınırları içinde, Oğuz Boylarının oymak ve orukları halinde (Com yöresi dışında) katıksız bir Türk kitlesi halinde yaşıyordu .Uğraş temelini tarımın oluşturduğu o zamandan konulmuş kuralların varlığından anlaşılmaktadır Fakat Kölemen Türk Devleti yönetiminde Kilis nihayet bir köy-kenttir . Sultan Halep’e, Yavuz da 20 Ağustos 1516 da Antep’e geldiğinde, yönetsel ve toplumsal yapı budur .

Kölemenlerin Antep Muhafızı, Yunus Bey adında bir Türk’tü Yunus Bey ‘e göre; iki yıl önce Şah İsmail’i yenen, Kuzey-Batıda güçlü bir Beylik olan Dulkadiroğulları’nı, Adana’da Ramazanoğulları’nı Osmanlı topraklarına katan bir devletin durumu, gözardı edilemezdi .Bu koşullar altında ; kan, din, kültür birliği içindeki yıldızı parlamış yeni bir Türk Devletine karşı, silah çekmenin bir anlamı olamazdı .

Yunus Bey, 18 Ağustos 1 .516 da Yavuz’un Merziban suyu başındaki otağına geldi ve Antep’in anahtarlarını teslim ederek Osmanlı Ordusuna kılavuzluk edeceğine söz verip, Yavuz’un hizmetine girdi.20 Ağustos 1516 günü Osmanlı Ordusu Antep’e ulaşmıştı .Antep sahrasında padişah otağı kuruldu .Ordunun nerede, nasıl savaşacağına ilişkin fikirler yürütülüp, savaş planları gözden geçirildi .Padişah iki gün ordusu ile Antep’te kaldı .

22 Ağustos 1516′da Antep’ten harekete geçildi.Öncü kuvvetin başına Bursa Valisi Koçu Beyle, Teke Beyi Ferhat Bey getirildi .Bir günlük yürüyüşle 23 Ağustos Cumartesi günü, Yuvuz Selim Kilis’in Telhabeş Köyüne ulaştı .Mısır Türk Kölemen Melik-il Eşref Sultan Seyfüddin Kansuh’l-Guri min Baybardi, daha önce davranmış ve Kilis’e 18 km.kadar güneydoğudaki Dabık köyünde karargahını kurmuştu .

Iki Türk ve Müslüman hükümdar, iki Türk ve Müslüman ordusu ile 1516 ağustosunun sıcak ortamında;biri 70 000, diğeri 80 000 kişilik askeri ile, vuruşmaya hazırdı .

23 Ağustos 1516 gecesini,Osmanlı Ordu karargahı Telhabeş (Yavuzlu) köyünde idi.Düşmana çok yaklaşılmış olduğundan olağanüstü önlemler alınmış, atlar eğerli kalmış,çevrede suvari devriyeleri dolaştırılmış,baskın tehlikesine karşı, asker giyinik yatmıştı .Gece dolaşan “münadiler” (dellallar) ; “İnşallah yarın ruz-u muharebedür!” (savaş günüdür) diye bağırıp durmuş, asker birbiri ile helalaşmıştır . 23 Ağustos günü, Osmanlı Ordusu Telhabeş’ten güneye doğru yayılmış savaş düzeni almış ve plan gereği konuşlanmıştı .Memlukler de Dabik Köyünden kuzeye doğru açılmıştı .İki ordu güneş doğarken savaşa tutuştu .Tarihçiler ; Savaşın yapıldığı köyün adı ile birleştirerek “Merc-i Dabik” Savaşı diye yazar .

Ismail Hami Danişmet’te, Merc” kelimesi Arapça ve “çayırlık”demektir ;”Dabık” yer ismidir: “Merc-Dabık/Merc-i Dabık” terkibi “Dabık Çayırı”manasına gelir ; burası Halep şehrinin dört fersah mesafesinde bir ovadır:Dabık isminde bir çayla bir köy de olduğu için çayıra bu ismin verildiği rivayet edilir” .demektedir.

Savaş, ikindi zamanı bitmiş ve kesin zaferi, Türk Osmanlı Ordusu kazanmış, Suriye-Mısır Türk Kölemen Ordusu savaşı kaybetmişti .Olayın ayrıntısını, İsmail Hami Danişment’ten aktaralım :

“Hicretin 906 ve miladın 1501 tarihinde Mısır ve Suriye Kölemen devleti tahtına cülus etmiş olan Kansu-Gavri bu sırada 80-84 yahut 86 yaşlarında bir ihtiyardır :Saltanat müddeti 15 senedir. İhtiyar sultan savaşa başlamadan evvel son bir barış girişiminde bulunmak üzere ileri gelenlerinden (ümerasından) Moğolbay’ı on kişilik bir kurul halinde Yavuz’un otağına göndermiş, padişahın huzuruna silahlı (pürsilah) giren kölemen elçisi, Yavuz’un sinirine dokunmuş kendi elçilerine yapıldığının karşılığı olarak, bu mağrur elçinin sakalını bıyığını tıraş ettirip uyuz ve topal bir eşeğe bindirerek geri göndermiştir.”

SAVAŞ BAŞLIYOR

Osmanlı Padişahı,Yeniçerilerle merkezde bulunuyor, sağ kanadı Anadolu Beylerbeyi Zeynel ve Karaman Beylerbeyi Husrev Paşaların kumandasına verip, Dulkadir Beyi Şehsuvaroğlu Ali Bey’le Ramazanoğlu Mahmut Bey’i de yine bu sağ kanatta askerleri ile beraber görevlendirmişti. Sol kanat kumandanlığını da, Rumeli Beylerbeyi Küçük Sinan Paşa ile, Diyarbakır Beylerbeyi Bıyıklı Mehmet Paşa’ya bırakmıştı . Ordunun önüne toplar yerleştirilmiş, ayrıca öne ve arkaya arabalar konularak siper yapılmıştı .Kansu’nun Ordusunda bugünün tank görevini yapacak filler bulunduğu söylenir.

Türk Kölemen’Ierin asker gücü şöyleydi :

Asker sayısı; 426 000 kişi olup, bunun 133 000 Türk, 93 000 Arap, 20 000 Kürt’tü .Merc-i Dabık’ta savaşa katılan 80 000 dir .Sultan merkezde,Yavuz’un karşısında yer almış, ordusunun sağ kanadında, Halep Emir-ül Ümerasi Hayr-Bay’ı, sol kanadına Şam Emir -ül Ümerasi Sibay’ı görevlendirmişti .Hayır Bay’ın Yavuz’la gizlice diyaloğda olduğu, bunu Sultan’ın son anda haber aldığı rivayet edilir .Sultanın ordusunda birbirine güvensizlik olduğu söylentileri de yaygındır .Sultan’ın topu yoktur .(Daha doğrusu hareket halinde topları yoktu .Kölemenlerde topçuluk “Çakılı sistem” halinde kalmıştı savunmaya göre ayarlanmıştı Yavuz’un topları ise her tarafa dönebilen çevik kuvet sistemi olarak gelişmişti)

Güneşin doğması ile başlayan savaş 8-9 saatte bitmiş ve Sultan, kesin bir yenilgiye uğratılmıştı .Sultanın savaş sırasında kulağının dibinden geçen bir top güllesinden etkilenip savaş alanından “Aptest alacağım” diyerek, sadık bir kölesi ile ayrıldığı bir su kenannda namaza durup, secdeden kalkmadığı savaşırken öldüğü, zehir içerek intihar ettiği, adamlarından biri tarafindan öldürüldüğü , atından düşüp süvarilerin atlarınca ezilip öldüğü ve benzeri söylentiler kitaplara geçmiştir.

Halep Emir-ül Ümerasi Hayırbay hakkında da, çeşitli söylentiler vardı .Hayırbay sonradan Yavuz Sultan Selim tarafindan Mısır Valisi olarak görevlendirilmiştir .Kasım Canbolat’ın da Hayırbay’la birlikte Yavuz’a yardımcı olduğu rivayet edilir

Canbolat ailesi Memlükler zamanında Kilis’te yerleşmiş bulunuyordu . Abbasi Halifelerinden Üçüncü Mütevvekil ile Mısır’ın dört mezhep kadıları, ile din bilginleri de Yavuz’a teslim oldular.Padişah bunlara büyük itibar ve saygı gösterdi .

Kilis o sırada köy-kent bir yaşam sürdürmektedir ..Azez “Nahiye” niteliğinde olup, 95 köy Azez’e bağlıydı . Birçoğu şimdiki Polateli köyleridir . Kilis’in özel bir durumda olduğu görülüyor. 18 km.uzağında olmasına karşın, Azez’e değil , doğrudan Halep’e bağlıydı., Azez ise o günlerde, ancak üç mahalleden oluşuyordu .

MERC-İ DABIK SAVAŞININ SONUÇLARI

Merc-i Dabık Savaşının Osmanlı Devleti ve Kilis açısından önemli sonuçları oldu . Osmanlı Devleti açısından: 1) Doğu Anadolu’da iki büyük tehlikeden biri daha ortadan kalktı . 2) Bundan sonra Suriye, Filistin, Mısır topraklarında, dörtyüz yıl sürecek Osmanlı egemenliği kuruldu. 3) Anadolu-Doğu Anadolu-Güney Doğıı Andolu’nun birlik ve bütünlüğü sağlandı .

Şimdiki yerinde Kilis, köy-kent olmaktan çıkmış 16 .yüzyıl boyunca hızla kentleşmiş, bayındır eserlerle donanmıştır .Kilis in kentleşmesi Merc-i Dabık’la başlamıştır!

Azez ve Halep de Osmanlı topraklarına katılmıştı .Halep’te Yavuz’un eline iki yüz okkadan fazla altın , bir o kadar mücevherat, değerli kumaşlar ve kürkler geçmişti .Burada 19 gün kalmış, yönetim düzenlemesi ile uğraşmıştı . Halep Valiliğine Karaca Paşa, Kadılığına da Çömlekçizade Kemal Çelebi getirildi .Zaferden sonra ilk cuma namazı Halep’te 29 Ağustos’ta “Ulu Cami”de kılındı. Mimberde hatip , Yavuz’dan “Hakkim-ül Haremeyn” diye sözedince, Yavuz yerinden “Hadim-ül-Haremeyn” diye düzelti .(Mekke ve medine’nin hakimi değil hizmetkarı anlamında) Bunun üzerine hatip; “Hadim-ül Haremeyn-i Şerefeyn”diye düzeltmiş, Yavuz, bin altın değerindeki kaftanını hatibe armağan etmiştir .

Konu Yazari: admin ( )
...

Yorum Yap

GÜNÜN SÖZÜ
M. Kemal Atatürk
Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizindir. Cumhuriyet'i biz kurduk, O'nu yükseltecek ve sürdürecek sizlersiniz.
M. Kemal Atatürk
KİLİS’TEN RESİMLER
Etiketler
Son Yorumlar
Son Yazılar

crypter, fud crypterWeb TasarımPendik Web Tasarım

Hd Film Sitesi


Beyaz Eşya Servisi Beyaz Eşya Servisi Beyaz Eşya Servisi Demir Döküm